RİYÂ - MUTLULUK, ANCAK ALLAH'IN EMİRLERİNE BOYUN EĞMEKLE MÜMKÜNDÜR. HOŞGELDiNİZ - Blogcu




Altın Oran ve Kabe Mucizesi from Erdem Cetinkaya on Vimeo.

MUTLULUK, ANCAK ALLAH'IN EMİRLERİNE BOYUN EĞMEKLE MÜMKÜNDÜR. HOŞGELDiNİZ

27/4/2008 - ~RİYÂ'NIN TEDAVİSİ

Kategori: RIY_

RİYANIN TEDAVİSİ


 

Her hastalığın bir ilacı vardır. Bilen bilir, bilmeyen de bilmez. Riyanın

büyüklüğüne ve müslümanın ibadeti için oluşturduğu tehlikeye rağmen, onun ve

ihlasa ters düşen benzeri hastalıkların da çeşitli tedavi yolları ve ilacı

vardır,

Bunlardan bazıları şu şekildedir:


1- Mükellef kimse şunu yakînen bilmelidir ki, o bir kuldur. Kul, efendisine

hizmeti karşılığı hiçbir karşılık ve ücret haketmez. Çünkü o, kulluğu gereği

ona hizmet etmektedir. Efendisinden kendisine ulaşan ecir ve mükafat,

efendisinin iyiliğinden ve ihsanındandır. Yaptığının karşılığı değildir.


2- Allah'ın kendisine verdiği nimetleri, fazlını ve tevfikini

gözlemlemesidir. Bütün bunlar Allah'tandır, kendisinden değil!.. İbadet

etmesini vacip kılan, Allah'ın dilemesidir, onun dilemesi değil!.. Bütün

hayırlar, sadece Allah'ın ihsanı ve bağışıdır.


3- Ayıplarını, hatalarını ve kusurlarını, nefsine ve şeytana pay çıkan

durumları gözden geçirmesidir. Amellerin her birinde az da olsa şeytanın

hissesi vardır, nefsin bir payı vardır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e,

kişinin namazda başka şeylerle ilgilenmesi sorulur. Şöyle buyurur: "O;

şeytanın, kulun namazından çaldığı bir aşırmadır." Göz ucuyla ilgilenme

böyle olunca, kalbinin Allah'tan başkasına yönelmesi nasıl olur?!.


4- Nefse; Allah Teâlâ'nın emrettiği, kalbin ıslahını ve ihlası, riyakarın

başarıdan yoksun bırakılacağını hatırlatmaktır.


5- İçinde riyayı gizlerken; Allah Teâlâ'nın, kalbinde olanı bilip nefret

etmesinden korkmaktır.


6- Görülmeyen ibadetleri çokça yapmak ve bunları gizlemektir. Gece namazı,

gizlice verilen sadaka, yalnızken Allah korkusuyla ağlamak gibi...


7- Allah Teâlâ'yı hakkıyla yüceltmek... Bu da, isimleri ve yüce sıfatları

ile tevhidi ve Allah'a kulluğu tam anlamıyla gerçekleştirmekle olur.


8- Ölümü ve sekeratını, kabri ve azabını, çocukları ihtiyarlatan halleriyle

ahiret gününü hatırlamaktır.


9- Riyayı; riyanın girebileceği yerleri ve gizli yönlerini bilmektir. Bu

şekilde ondan tamamen sakınır.


10- Riyanın dünyadaki ve ahiretteki cezasına bakmaktır.


Ve kul bilmelidir ki; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in İbni Abbas'a

vasiyetinde buyurduğu gibi; insanlar ona bir şeyle fayda vermek için

toplansalar ancak Allah'ın yazdığı bir şeyle fayda verebilirler.


Bu nedenle, seleften biri şöyle der: "Riyanın yollarını bilen rahat eder.

İnsanların senin yanında hayvanlar ve çocuklar gibi olmasına çalış!

İbadetinde, varlıklarıyla yoklukları arasında, bilmeleri ile bilmemeleri

arasında fark olmasın. Yalnız Allah'ın bilmesiyle yetin!" Ömer'ul Faruk'tan

Allah razı olsun. Şöyle der: "Nefsine karşı bile olsa niyeti hakta halis

olanın kendisiyle insanlar arasında olana Allah yeter. Kendisinde olmayan

ile süsleneni de Allah kötü kılar." İbnu'l Kayyım, müminlerin emiri Ömer'in

"Kendisinde olmayan ile süsleneni de Allah kötü kılar" sözü üzerine şöyle

der: Kendisinde olmayan ile süslenen, ihlaslı davrananın tam tersi olunca

Allah da ona amacının tam tersiyle muamele eder. Çünkü o, insanlara bir şey

gösterir ve içinde onun aksini gizler. Amaçlananın tam tersiyle karşılık

vermek, şer'an ve kader olarak sabittir. İhlaslı kimseye, ihlasının

karşılığı olarak bu dünyada mutluluk, insanların kalbinde yereden sevgi ve

saygı verildiği gibi; iki yüzlü kimseye de, Allah'ın onu insanların yanında

kötü kılmasıyla cezası henüz bu dünyadayken verilir. Çünkü o; Allah katında,

kalbini kirletmiştir. Bütün bunlar, Rabbinin güzel isimleri ve yüce

sıfatları gereğidir.

Riyanın ahiretteki cezasına gelince o da, rasulullah sallallahu aleyhi ve

sellem'in buyurduğu gibidir: "Kim duyurursa, Allah da onu (Kıyamet günü)

duyurur. Kim gösteriş yaparsa Allah da onu (Kıyamet günü insanların önünde)

teşhir eder." Ayrıca riyakar kimse, cehennem ateşine atılacakların

ilklerindendir.


11- İhlaslı olmak için Allah'tan yardım dilemek ve riyadan O'na sığınmaktır.


Müslümanın çokça dua etmesi, kendisini riyadan ve riyaya yolaçan etkenlerden

koruması için Allah'a yalvarması gerekir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadiste şöyle buyurur: "Sizin

aranızda şirk, karıncanın hareketinden daha gizlidir. Sana bir şey

söyleyeyim ki onu yaptığında şirkin küçüğü ve büyüğü senden uzaklaşır:

"Allah'ım! Bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğimden de

bağışlanma dilerim" de!"

 ~~~~~~~
Riyanın çeşitleri çoktur. Riyaya karşı mücadelede ve riyanın tedavisinde

Allah'tan yardım dileriz. Müslüman kardeşim! Bu arada aklına gelebilecek

fakat riyadan sayılmayan bazı durumlar da vardır. Bu durumlardan bazısı şu

şekildedir:


1-) Kul kendisi istemeden, işlediği hayırlı bir amel dolayısıyla insanların

onu övmesi. Ebu Zerr radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir. Der ki: Ey

Allah'ın Rasulü! Kişinin hayırlı bir amel işlemesine ve insanların kendisine

bu nedenle övgüde bulunmasına ne dersin? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurur: "Bu müminin ilk sevincidir." Bu şekilde, ihlaslı kimse

şöhretten kaçar ve ondan hoşlanmaz. Fakat Allah onun için yeryüzünde

insanlar arasında bir kabul kılar ve kul, Allah'ın ihsanıyla sevinir.

Riyakar ise, insanlar arasında kabul görebilmek için zor ve zelil olan

yolları seçer.


2-) Abidleri görünce, ihlas sahipleri ve salihlerle oturunca ortaya çıkan

kulun hayır işleme gayreti, onun nefsinde bir istek ve arzu doğurur; azmini

kuvvetlendirir.


3-) Günahların gizlenmesi... Müslümanın günahlarını gizlemesi ve ilan

etmemesi gerekir. Tevbe edenin Allah tevbesini kabul eder. Günahların

açıklanması ve onlardan bahsetmek, fuhşun yayılması sayılır. Allah Teâlâ'nın

kurallarını küçümsemeye yolaçar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurur: "Yaptığını açıkça söyleyenler dışında ümmetimden herkes

bağışlanır. Yaptığını açıkça söylemenin bir çeşidi de, kişinin gece bir iş

yapması, sonra sabah olunca Allah onu gizlemesine rağmen "Ey Falan! Dün gece

şöyle şöyle yaptım" demesidir. Rabbi, yaptığını gece gizlemiş; o ise

Allah'ın gizlediğini sabahleyin açığa çıkarmıştır."

 

4-) Elbise, ayakkabı ve benzerinin güzel olması... Abdullah b. Mes'ud

radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu

rivayet eder: "Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan cennete giremez." Bir

adam "Kişi, elbisesinin güzel ve ayakkabısının güzel olmasını ister" der.

Şöyle buyurur: "Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir, hakka karşı büyüklenmek

ve insanları küçük görmektir."

 

5-) İslam'ın şiarını açıkça göstermek... İslam; hac, umre, cuma ve cemaat

gibi gizlenmesi mümkün olmayan ibadetler içerir. Kul, bunları aşikar yaptığı

için riyakar olmaz. Farzların haklarından biri de onları ilan etmek ve

göstermektir. Çünkü onlar, İslam'ın simgeleri ve dinin şiarlarıdır. Çünkü

onları terkeden kötülenmeyi ve nefreti hakeder. Dolayısıyla, açıkça yaparak

ithamı ortadan kaldırmak gerekir.

 

Müslüman kardeşim! İhlaslı davrandıktan ve riyadan sakındıktan sonra,

şeytanın şaşılacak bir kapıdan tekrar gelmesine karşı dikkatli ol! O kapı,

kendinle övünmen, kendini beğenmen, ibadeti gizlemeni beğenerek bununla

Allah azze ve celle'ye minnet etmendir. Bilakis, sana ihlası kolaylaştırdığı

için Allah'a hamdet ve O'na şükret! O'nun önünde nefsini alçalt ve ibadet

için boyun eğ! Allah, ibadetlerimizi doğru kılsın. Sözümüzde ve

davranışımızda bizlere, ihlaslı davranmayı nasip etsin ve ibadetlerimizi

bereketli kılsın. Bizleri, anne-babalarımızı ve tüm müslümanları bağışlasın.

Ayrıca, Allah azze ve celle'den hepimizin mutlu yaşamasını ve tevhid üzere

şehit olarak ölmesini dilerim. Davamızın sonu, Alemlerin Rabbi Allah'a

hamdetmektir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/4/2008 - ~ RİYÂ

Kategori: RIY_
RİYÂ

9 - Kalb hastalıklarının, ya’nî kötü huyların mühimlerinin altmış aded olduğunu bildirmişdik. Bunlardan dokuzuncusu riyâdır. Riyâ, birşeyi olduğunun tersine göstermekdir. Kısaca, gösteriş demekdir. Âhıret amellerini yaparak âhıret yolunda olduğunu göstererek, dünyâ arzûlarına kavuşmak demekdir. Kısaca, dünyâ kazancına dîni âlet etmekdir. İbâdetlerini göstererek, insanların sevgisini kazanmakdır. [Sözleri veyâ ibâdetleri riyâ ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna (Münâfık) denir. Din bilgisi yoksa, buna (Din yobazı) denir. Fen bilgisi olmayıp da, kendisini fen adamı tanıtıp, kendi görüşlerini, fen bilgisi olarak söyleyip, müslimânları aldatmağa, bunların dinlerini, îmânlarını bozmağa çalışan islâm düşmanlarına (Zındık) veyâ (Fen yobazı) denir. Din yobazlarına ve fen yobazlarına aldanmamalıdır.] Riyâ, ancak mülci’ olan ikrâh yapılınca câiz olur. (İkrâh), bir kimseyi istemediği şeyi yapmağa zorlamak demekdir. Ölümle veyâ bir uzvunu yok etmekle zorlamağa (Mülci’ ikrâh) denir. [Zâlimlerin, eşkiyânın işkence yapmaları da, mülci’ ikrâh olur.] Bu zemân, zorlanan işi yapmak zarûret olur. Habs etmekle ve dövmekle zorlamağa hafîf ikrâh denir. Hafîf ikrâh karşısında kalan kimsenin riyâ yapması câiz değildir. Riyânın zıddı, aksi (İhlâs)dır. (İhlâs, dünyâ fâidelerini düşünmeyip ibâdetlerini yalnız Allahü teâlânın rızâsı için yapmakdır.) İhlâs sâhibi, ibâdet yaparken başkalarına göstermeği hiç düşünmez. Bunun ibâdetlerini başkalarının görmesi ihlâsına zarar vermez. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet et! Sen görmüyor isen de, O, seni görmekdedir)
buyruldu.



Başkalarının sevgisine ve medh etmelerine kavuşmak için, dünyâ işleri ile, onlara iyilik yapmak, riyâ olur. İbâdet ile olan riyâ bundan dahâ fenâdır. Allahü teâlânın rızâsını hiç düşünmeden yapılan riyâ, hepsinden dahâ fenâdır. İbâdet yaparak Allahü teâlâdan dünyâ menfe’atlerini istemek, riyâ olmaz. Yağmur düâsına çıkmak böyledir. İstihâre yapmak da, böyledir. Ücret ile imâmlık, hatîblik, mu’allimlik yapmak, sıkıntıdan, hastalıkdan ve fakîrlikden kurtulmak için âyet-i kerîmeler okumak da, böyledir denildi. Bunlarda hem ibâdet, hem de menfe’at niyyetleri bulunmakdadır. Ticâret maksadı ile hacca gitmek de böyledir. İbâdet niyyeti hiç bulunmazsa riyâ olurlar. İbâdet niyyeti çok olursa, sevâb hâsıl olur. İbâdetlerini başkalarına göstermek, onlara öğretmek ve teşvîk etmek niyyeti ile olursa, yine riyâ olmaz ve çok sevâb olur. Ramezân orucunu tutmakda riyâ olmaz. Allahü teâlânın rızâsı için nemâza başlayıp, sonradan hâsıl olan riyânın zararı olmaz. Riyâ ile yapılan farzlar sahîh olur. İbâdet borcu ödenmiş olur ise de, sevâbı olmaz. Et ihtiyâcını karşılamak niyyeti ile, kurban kesmek câiz olmaz. Allahü teâlâ için ve bir insan için birlikde niyyet ederek kurban kesmek câiz değildir. Allahü teâlânın rızâsı için olmayıp, yalnız hacdan, gazâdan gelen için ve gelen emîri, reîsi karşılamak için kesilen hayvân leş olur. Kesmesi ve yimesi harâm olur. Riyâdan korkarak ibâdeti terk etmek câiz değildir. Allahü teâlânın rızâsı için nemâza durup, nemâzı bitirinceye kadar hep dünyâ işlerini düşünürse, nemâzı sahîh olur. Şöhrete sebeb olacak şeklde giyinmek de riyâ olur. Din adamlarının, temiz, kıymetli elbise giymeleri lâzımdır. Bunun için, imâmların, Cum’a ve bayram günleri zînetli elbise giymeleri sünnetdir


Şöhret için va’z vermek, nasîhat etmek, kitâb yazmak da riyâ olur. (Va’z), emr-i ma’rûf ve nehy-i münker demekdir. Münâkaşa etmek, başkalarından üstün görünmek ve övünmek için ilm öğrenmek de, riyâ olur. Dünyâlık elde etmek, ya’nî mal, mevkı’ elde etmek için ilm öğrenmek de, riyâ olur. Riyâ harâmdır. Allahü teâlâ için olan ilm, Allahü teâlâdan korkmağı artdırır. Kendi ayblarını görmeğe sebeb olur. Şeytânın aldatmasına mâni’ olur. İlmini dünyâ kazancına, mâla ve mevkı’e kavuşmağa vâsıta eden din adamlarına (ulemâ-i sû’), ya’nî kötü din adamları denir. Bunların gideceği yer, Cehennemdir. Herkesin yanında sünnetlere uygun olarak, yalnız iken ise, edeblere uymıyarak yapılan ibâdetler, riyâ olur. Onbirinci maddenin sonuna bakınız!


Yapılan ibâdetin sevâbını, ölü veyâ diri başkasına hediyye etmek câizdir. Hac, nemâz, oruc, sadaka, Kur’ân-ı kerîm, mevlid okumak, zikr ve düâ okumak sevâblarını başkasına hediyye etmek, hanefî mezhebinde câizdir. Bu ibâdetleri ücret karşılığı, pazarlık ederek yapmak câiz değildir. Allahü teâlâ için Kur’ân okuyup, verilen hediyye kabûl edilir. Mâlikî ve şâfi’î mezheblerinde, sadaka, zekât ve hac gibi mâl ile yapılan ibâdetlerin sevâbını hediyye etmek câiz olup, nemâz, oruc ve Kur’ân-ı kerîm okumak gibi beden ile yapılanları câiz değildir. Hadîs-i şerîfde, (Kabristândan geçen kimse onbir ihlâs sûresi okuyup, sevâbını kabrdekilere hediyye ederse, meyyitler adedince sevâb verilir) buyuruldu. Hanefî olan, sevâbını hediyye eder. Mâlikî ve Şâfi’î ise, meyyitin afvı için düâ eder.




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Allah'ım; Değiştirilebilen ve değişmesi gereken şeyleri değiştirme cesaret ve gücünü, değiştirilemeyecek şeyleri olduğu gibi kabul etme olgunluğunu ve ikisi arasındaki farkı anlayabilecek bilgeliği bana ver. [Sağ TarafınızDa BuLunan KategoriLerden İlerlİyebilirsiniz]

Kategoriler

Arkadaşlarım

silayla