27/4/2008 - SEBAT
. SEBAT
Kararli olma, sözde durma, ahde vefa etme; bir konuda iyi düsündükten sonra verilen karardan dönmeme.
Sebat,
ahlâkî faziletlerden biridir. Sebat ve metanet; herhangi bir konuda
iyice düsündükten sonra verilen karardan asla bir daha dönmemek
demektir. Bu fazilete sahip kisiler sözünde sâbit ve görüslerinde
kuvvetli, islerinde cesur ve yürekli kimselerdir.
Sebat ve
metanet sahipleri yapacaklari isleri önceden iyi düsünür, lehinde ve
aleyhinde olan bütün sebepleri karsilastirip ölçer, tercih sebeplerini
bularak karar verir; böyle verilmis karardan da artik dönmezler. Irade
ile ilgili olan bu fazilete sahib olmak büyük bir meziyettir. Ne
sevinç, ne üzüntü, ne menfaat, ne de heyecan, kisaca hiç bir sey metin
olan adami kararindan döndüremez.
Önderler ve önemli mevkilerde
bulunan kisiler sebat ve metanet sahibi olurlarsa, çevrelerindeki
insanlar için cesaret ve güven kaynagi durumuna gelirler. Böyleleri,
islerinde daha basarili olur. Allah Teâlâ söyle buyurmustur: "Ey
mü'minler, bir düsman toplulugu ile karsilastiginiz zaman, sebat edin
ve Allah'i çok anin ki, kurtulabilesiniz" (el-Enfal, 8/45). Bu âyette,
sebat ve metanetin, harpte zafere erismek ve kurtulusa ulasmak
hususundaki önemine isaret edilmistir. Gerçekten de bu ahlakî fazilete
sahip olmayanlarin dogru karar vermeleri, islerinde basarili olmalari,
düsmanla galip gelmeleri pek güçtür.
Sebat ve metanette âsiri gitmek inattir. Yoklugu da, kararsizliktir.
Her
ikisi de terk edilmesi gereken kötü huylardandir. Bu konuda
unutulmamasi gereken bir husus da sudur. Sebat adini verdigimiz
kararliligi insan, mesru, faydali ve helal olan seylerde göstermelidir.
Allah'in yasakladigi gayr-i mesru, zararli ve harâm isler için sebat
gösterilemez. Insani kötülüklere sürükleyen konularda metîn olmanin bir
mânâsi yoktur. Zaten bu iki ahlâkî kavram ancak müsbet davranislarla
birlikte varolabilir.
|